Dilara_Ko__ak_Elif_Ergu

Diyetisyen Dilara Koçak, kitap yazıyor, diyetisyenlik yapıyor, FAO Dünya Gıda ve Tarım Örgütü’yle birlikte sürdürülebilir bir dünya için çalışıyor.

Diyetisyen Dilara Koçak, kitap yazıyor, diyetisyenlik yapıyor, sosyal medyada oldukça aktif, programlar hazırlıyor ve bunun dışında FAO Dünya Gıda ve Tarım Örgütü’yle birlikte sürdürülebilir bir dünya için çalışıyor.

Bürotime için hazırlanan “İçten Gelen İşler” sohbetlerinde gazeteci yazar Elif Ergu’ya hayatını anlatan Dilara Koçak; sürdürülebilir beslenme ve gıda israfı konusunda da açıklamalarda bulundu.

Çocukluğu Mersin’de geçen Dilara Koçak’ın annesi Tarsuslu, babası Antakyalı. Kendisi için ise “tam bir Çukurova kızıyım” diyor. 1990 yılında Hacettepe Üniversitesi Diyetisyenlik Bölümü’nde okumaya başladığında, bu mesleğin henüz popüler olmadığını belirtiyor. Üniversite eğitimini bitirir bitirmez İstanbul’a gelen Dilara Koçak, ilk Amerikan Hastanesi ve İtalyan Hastanesi’nde diyetisyen olarak hizmet vererek adını duyurdu. Kendini geliştirmek için 1 yıl boyunca İstanbul Üniversitesi’nin yöneticilik programına katıldı.

Hayatında sürekli kendini geliştirmeye odaklanan ve yenilikleri takip eden Dilara Koçak; diyetisyen olarak hizmet verirken kendisine danışanlara öncelikle “geleneksel” beslenmeyi tavsiye ediyor. Unuttuğumuz baklagilleri ve tahılları öneriyor. Kinoa yerine Siyez, maça tozu yerine karakılçık diyor. Kendi topraklarımızda yetişen ürünleri tüketmemiz gerektiğinin altını çiziyor. Yeni kuşakların, çocukların domatesin ağaçta mı yoksa toprakta mı yetiştiğini bilmediğini anlatan Dilara Koçak; “Size ve cebinize ne iyi geliyorsa o gezegenimize de iyi geliyor” diyor ve herkesi sürdürülebilir beslenmeye davet ediyor. Et tüketiminin abartılmaması gerektiğini, bayramlarda eskiden ailelerimizde yapılan baklavanın tadının bambaşka olduğunu anlatan Koçak; yanlış, fazla ve ambalajlı gıdalarla mikrobiotamızı bozduğumuzu, bu yüzden de birçok insanın alerji sorunu yaşadığını, bilinmeyen rahatsızlıklarla mücadele ettiğini anlatıyor.

Günümüzde gezegende yaşanan kirliliğin, yediğimiz içtiğimiz her şeyi etkilediğine de dikkat çeken Koçak; “Her hafta bir kredi kartı büyüklüğünde plastiği bilmeden yiyoruz” diyor.

Gıda okuryazarlığı, gıdanın korunması konularında açıklayıcı bilgiler de paylaşan Dilara Koçak; pandemi öncesinde gerçekleştirdiği iki seyahatin kendisini çok etkilediğini, Grönland’da eriyen buzullar ve Afrika’nın en yüksek noktası Klimanjaro’nun kendisine çok şey kattığını anlatıyor.

Mesleğinin 30’uncu yılında olan Dilara Koçak’ın hayat sırrı ise denge… Haftada 2 gün yoga yapıyor, her fırsatta yürüyor, israftan ve aşırılıktan hep kaçınıyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz